MEHTERİN SAZLARI
MEHTERDE ÇALINAN SAZLAR
Çorbacıbaşı
Mehterin en yetkilisi olup,mehterin en önünde yürür. Çorbacıbaşı'nın başında üsküf (serpuş) bulunur. Üsküfün üzerinde tavus kuşundan bir tüy bulunur. Üzerinde kırmızı cüppe, kenarları üç sıra sarı işlemeli şalvar giyer. Belinde kuşak ve üzerinde silahı bulunur. Ayağında ise sarı çizme vardır.
Mehterbaşı
Mehter takımının müsiki yönünden yetiştirilmesini sağlar,icra esnasında Mehter takımını idare eder.Üzerinde çift sıra sarı simli kırmızı cüppe,şalvar ve ayağında sarı yemeni vardır.Elinde,mehteri yönetirken tempo vermek için asa bulunur.Asanın topuzunda,mehterdeki sancak renklerinin simgesi olarak kırmızı,beyaz,yeşil kurdela bulunur.
Cevgen
İnce bir değneğin uçta çatallaştırılmış ve bu çatalların ucuna zincirlerle bağlı çıngıraklar asılmış şeklidir.Osmanlılar zamanında değnek kısmı gümüşten yapılan cevgenler,el ile aşağı-yukarı hareket ettirilmek suretiyle çalınırdı.Çıngırakların kendi sesleri ile birbirlerine çarpmalarından doğan sesler,belirli bir ahenk içerisindedir.Bu ahengin elde edilmesi,zamanla kazanılan bir yetenek ve ustalıkla olmaktadır.Bugün cevgenler saz ve söz eserlerinin çalınması sırasında cevgenle usul tutmaktadırlar.Osmanlılarda,iç oğlan başçavuşunun cevgeni,ayrı bir özellik taşımış ve bu cevgenin,vezirin odasının kapısı üzerindeki perdeye asılması,içeride gizlilik taşıyan bir görüşmenin yapıldığına işaret sayılmıştır.
Zurna
Zurna,ağaçtan yapılan bir müzik aletidir.Ağzın yanındaki dar bölümden aşağıya doğru indikçe genişleyen ağaç bir boru şeklindedir.Çalmak için,dar ucuna kamıştan yapılma bir sipsi yerleştirilir.Üstünde altı,arka kısmında bir delik vardır.Zurna,mehterin temel müzik aletidir.Sesi renkli,canlı,pastoral,heybetli,duygulu ve oynaktır.Mehterde kullanılan zurna,uzun ve gövdesi kalın olan,kaba zurnadır.
Boru
Boru ve nefir gibi adlarla da anılan boru,mehterin nefesli müzik aletlerinden biridir.Türklerin XVII.yüzyılda kullandıkları borulara ‘Nay-ı Türki’ adının verildiği bilinmektedir.Önceleri tunçtan yapılan boruların Osmanlılar tarafından pirinçten yapılmaya başlandığı görülmektedir.’Osmanlı mehter boruları’düz olup,perde delikleri yoktur.Ağızlıktan sonra ince ve düz olarak aşağıya uzanır;bundan sonra geriye döner ve yeniden bir kıvrım daha yaptıktan sonra,ağız bölümünde genişlemek suretiyle son bulur.Sesler,dudakların yardımıyla çıkartılır.Bugün mehterde kullanılmakta olan trompet,XX.yüzyılda ‘mehter müzik aletleri’ arasına girmiştir.
Nakkare
İsim kökü,Arapça’daki ‘nakr’(vurma) kökünden gelmektedir.Üzerlerine deri gerilmiş iki bakır kase ve bu bakır kaselere vurarak,ahenkli bir ses çıkaran iki değnekten oluşur.Biri diğerinden biraz daha küçük olan bu kaseler,büyüğü üste gelecek şekilde sol kol ile sol omuz arasında taşınır.Usul vuruşlarında ‘düm’ sesi sağ el ile küçük kaseye vurularak çıkartılır.Nakkare önceleri atlı yürüyüşlerde eyerin önünde ya da iki yanına konarak,yürüyüşte bele asılarak,durarak çalışlarda ise,yere bağdaş kurup,oturarak yerde çalınmıştır;bugün ise omuzda çalınmaktadır.
Zil
Ceng,zenç adları ile de anılan zil,Türk müziğinde bin yılı aşkın süreden beri kullanılan bir müzik aletidir.Günümüzde,bakır ve kalay karışımından yapılan ziller ,ortadan dışa doğru kabarıp yayvanlaşan,bir tam daire şeklindedir.Ellerle zillerin birbirine çarpılmasıyla elde edilen ses,uzun bir titreşim verdiği için,keskin ve devamlıdır.Çarpma kuvveti,sesin kuvvetli ve çok daha tınlamalı çıkmasını sağlar.Bugün müzik ve müzik aletleri ile ilgili batılı kaynaklarda zillerden ‘‘cimbales Turques-Türk zilleri’’ diye bahsedilmektedir.
Davul
Türklerin kullandığı en eski müzik aleti davula,‘‘ köpürge,kövrük ve tabl’’adları da verilmiştir.Çember şeklindeki kasnağın iki yanına gerilmiş derilerle,kasnak üzerindeki germe bağlardan ve omuza asmak için ‘‘kaytan’’ adı verilen bir kayıştan meydana gelmektedir.Bir tokmak ve ince bir çubuğun,deriye vurulması suretiyle çalınır.Güneşi temsil eden davul,tuğla birlikte,asırlar boyu hüdümdarlığı simgelemiştir.Mehterin tempo veren ana müzik aletidir.